TTB ve Ege Bölgesi Tabip Odaları: Önlem Alınmıyor, Vakalar Artarak Salgın Yayılıyor

Ege Bölgesi Tabip Odaları Toplantısı, 4 Eylül 2021 günü İzmir Barosu Av. Nevzat Erdemir Konferans Salonu’nda yapıldı. Toplantıya TTB Merkez Konseyi üyeleri ile Antalya, Aydın, Çanakkale, Denizli, İzmir, Manisa ve Muğla tabip odalarının yöneticileri ve üyeleri katıldı.

Toplantının öğle arasında TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı ile Ege Bölgesi tabip odaları başkanlarının katılımıyla bir basın açıklaması yapıldı. Korur Fincancı tarafından okunan açıklama şöyle:

Önlem Alınmıyor, Vakalar Artarak Salgın Yayılıyor

Pandeminin yıkıcı etkisi her geçen gün artarak devam ediyor. Bu ağustos ayı salgının başından beri ölümlerin en fazla gerçekleştiği 4. ay oldu.

Şu an tüm hastanelerimizde COVID-19 hasta başvurusu ciddi oranlarda arttı. Servisler, yoğun bakımlar dolu, hastalarımız acil servislerde yine yer bekliyor. Sağlık Bakanlığı bizlerle ve toplum ile dalga geçercesine her gün 250’den fazla ölümün olduğu bu günlerde “Haritada kırmızı il kalmadı” diyerek yalancı bir başarı hikayesi anlatıyor. Gerçek bilgileri gizleyerek, başarı algısı yaratmaya çalışıyor. Bizler Ege Bölgesi Tabip Odaları Toplantısı için buluştuğumuz bugün salgının başından itibaren olduğu gibi gerçekleri söylemek, toplumu bilgilendirmek, şeffaf bilgi talebimizi birlikte dillendirmek ve topluma hakkı olan bilgiyi vermek için sizlerin karşısındayız.

Pandemi yönetilmiyor… Etkili dozda aşılama sayılarımız çok düşük olmasına rağmen Sağlık Bakanlığı henüz etkin bir aşılama programı ve kampanyası yapmamakta ısrarı sürdürüyor. 18. ayına gelmemize rağmen Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nda salgında herkese aşı yapılmasına dair yasal düzenleme yapılmamıştır. Salgının durdurulabilmesi için elimizde yeterli bilimsel bilgi olmasına rağmen bilimdışı aç-kapa yöntemleri ile adeta toplum hastalığa mahkum ediliyor. En temel salgın kontrol yöntemi yani filyasyon neredeyse hiç yapılmıyor. Aşılama oranlarının düşük olması, temaslı tespit ve takibinin yapılmaması ve hasta olanların toplumdan ayrı tutulamaması sonucu, bugün ölümlerin en fazla gerçekleştiği aylardan birini yaşıyoruz. Bu hatalar ile birlikte özellikle Ege ve Akdeniz bölgesinde turizm ekonomisi uğruna toplumsal hareketliliğin kısmi önlemlerinde kaldırılması sonrası kontrolsüz arttığını ve özellikle Delta varyant oranlarında ciddi artışlar yaşandığına tanıklık ediyoruz.

Tüm bu yönet(e)meme krizi, sonbaharda beklenen olası yükseliş ile hem daha erken hem de daha ağır bir tablo ile karşılaşmamıza yol açmıştır. Üstelik 18 aydır COVID-19 hastalığı dışındaki sağlık hizmetlerinin aksaması ile toplum sağlığı, tüm bu yükle birlikte sağlık çalışanı sağlığı da, ciddi risk altındadır. Zaten mevcut durumda hekimlerin özlük haklarına yönelik saldırılar, kötü çalışma koşulları, iş barışını bozan yönetmelikler, ekonomik kayıplar hekimlerin tükenmişliğini artırarak istifa, emeklilik, kamudan uzaklaşmalarına ve hekim göçüne neden olmaktadır.

Bilindiği üzere 6 Eylül itibari ile de yüz yüze eğitime geçilecektir. Millî Eğitim Bakanlığı genelgelerle okullarda her türlü tedbirin alındığını söylese de eğitim kurumları ile yaptığımız görüşmelerde okullarda fiziki şartların salgına uygun düzenlenmediği bilgisine sahibiz. Çok uzun süredir okullar için alınacak önlemleri paylaşmamıza ve bunun için yeterli süre olmasına rağmen bu yönde bir çalışma yapılmamakta, genelgeler ile salgın yönetilmek istenmektedir. Fiziki şartlarda düzenlemeler yapmayan, aşılama için önlemler almayan bakanlık, yalnızca PCR testi şartı getirmiştir. PCR hem çok daha pahalı hem de sağlık çalışanlarının laboratuvarların iş yükünü artıracak, PCR testi borsası oluşturabilecek bir tercih olmuştur. Bilimsel ve gerçek manada filyasyon yapılmadan tek başına PCR testi, bulaşı önlemenin çözümü değildir. Aşısızları PCR testine göndermek yerine aşısızlara aşı yapılmasını çeşitli yöntemlerle teşvik etmek gerekir. Artık insanların aşı yaptırmasını beklemek yerine devlet yurttaşın ayağına giderek aşı yapmalıdır.

Tabip odaları olarak yurttaşlara bir kez daha hatırlatıyoruz. Aşı olalım, sevdiklerimizi, çocuklarımızı, akrabalarımızı, arkadaşlarımızı korumak için onları aşı olmaya ikna etme çabamızı artıralım.

Yoğun bakıma yatanların veya ölenlerin onda dokuzundan fazlası aşı olmayanlar veya eksik aşılı olanlardır. Aşı bu salgında hastalanmamızı veya ölmemizi engelleyecek en önemli araçlardan birisi iken iktidar etkili aşılama kampanyaları düzenlemeyerek, aşıyı topluma ulaştıracak adımları atmayarak salgının başından beri neden olduğu yaşam hakkı ihlallerine yenilerini eklemektedir.

Bilim Kurulu daha önce de okullar açık olmalı yönünde görüş belirtmiştir. Ancak Sağlık Bakanlığının, Bilim Kurulunu dinlemediğini kendi uygulamaları ve sözleri ile gördük. Bilim Kurulu önerileri yerine getirilmeyecekse, kurulda yer alan bilim insanları ya gerçekleri toplumla paylaşmalı ya da istifa etmelidir. Sağlık Bakanının “Okullar kapanmayacak artık aşı var” demesi tek başına yetmez. Bu toplumu gerçek dışı bir rahatlığa sürüklemektedir. Bir kez daha belirtiyoruz ki, bizim salgından korunmamız için;

Kapalı ortamlarda kalma süreleri sınırlanmalı, ortamların havalandırılması için gereken önlemler alınmalıdır.
AVM, sinema, tiyatro, toplu taşıma araçları, tüm kapalı mekanlara girişler için gerekli bilimsel önlem ve sınırlamalar Sağlık Bakanlığı tarafından hızla alınmalıdır.
Salgının yoğun olduğu illere özel tedbirler uygulanmalı, sosyal hareketlilik azaltılmalıdır.
Maske-mesafe-temizliğin salgınla mücadeledeki hayati önemi unutulmamalıdır.
Toplumun en az %85’inin en kısa sürede etkili doz aşılanması yapılmalıdır. Açıklanan aşılama oranlarında yalnız 18 yaş üstüne yer verilmesi, kayıtsız olarak ülkemizde yaşamak zorunda kalan mülteci/sığınmacı ve göçmenlerin yok sayılması tablonun olduğundan iyi görünmesine yol açmakta, aşılanma hızının gerçekçi biçimde değerlendirilmesini engellemektedir. Aşılama için 18 yaş altının ve kayıt dışı nüfusun da göz önünde bulundurulması zorunludur.
Sağlık Bakanlığı başta TTB ve tabip odaları olmak üzere tüm sağlık meslek örgütleri ile birlikte çalışma yöntemini geliştirmeli; toplum güven ve dayanışmasını sağlamak için süreci şeffaf yürütmelidir.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi

Ege Bölgesi Tabip Odaları

Seval Teoman

Yazar - Haber Editörü

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: