SONUÇ ; İKİ DOZ SİNOVAC ‘TAN SONRA TERCİHAN 4-6 HAFTA ARAYLA 2 DOZ BİONTECH

İnaktive aşılar hücresel bağışıklığı uyarmaz, bu klasik viroloji bilgisidir.
Uyarmadığı için yardımcı T hücreleri ve antikor yapan B hücreleri devreye giremez. Bellek oluşmaz.
Mantıklı olan iki inaktive aşı yapıldıysa, 6 ay sonra mRNA aşısına geçmektir.
Ancak iki inaktive artı bir mRNA, yukarıda anlattıklarım nedeniyle “üçüncü aşı” değildir. Birinci mRNA aşısıdır.
Yani dört veya altı hafta sonra, ikinci bir mRNA aşısını hak eder.
İnaktive aşılarda klâsik olarak bilinen başka bir sıkıntı daha vardır:
İnaktivasyonda kullanılan beta-propiyolakton, alkilleyici bir maddedir.
Bu alkilleyici etki, etkende protein modifikasyonuna neden olabilir.
Bu modifikasyon iki önemli sonuç doğurur:
1. Salgın devam ederken, elinizde olması beklenen varyantlardan çok ayrı bir aşı kalır,
2. Protein modifikasyonu, bambaşka bir nötralizasyon yanıtına neden olabilir.
Yapılan çalışmalarda da antikor istatistiklerini veren grafiklerde, bizim şapka-ayakkabı dediğimiz, en düşük ve en yüksek değerler arasında çok fark olması da yukarıda anlattığımız olası protein-epitop modifikasyonunun bir yansıması olabilir.
mRNA aşısında ise kas hücresi içindeki protein üretim merkezi olan ribozoma doğrudan dört amino asitlik bir başak (spike) protein üretimi komutu verilir.
Aşının içindeki bu dört amino asitlik mesajı koruyacak lipid kılıf ve mesaj, “normal hücresel protein üretim işleyişinde olduğu gibi”, sitozolde eritilir. Geriye artık atık kalmaz.

Lipid kılıfa karşı alerjiden endişelenmek isteyenler şunu bilmelidir:
Eğer makyaj malzemelerine (polietilen glikol-PEG) veya lateks eldivene karşı alerjiniz yoksa BioNTech mRNA aşısı sizi tehdit etmez.

Otoimmünite ve kanser için de endişelenenler için şöyle diyelim:
Otoimmünite (kendi hücrelerimize bağışıklık saldırısıdır) için mRNA mesajının “kendi hücrelerimize benzer bir protein üretim mesajı” taşıması gerekir.
Bu olasılık, olası bir kanser türününün gelişebilmesi için de geçerlidir.

Bilim insanları özellikle otoimmünite veya kanser yaratsın diye bir mRNA aşısı üretmediler. Böyle bir sapıklık söz konusu olamaz.
Bilim insanları, kas hücrenize enjekte edilen mesaj, kas hücrenizdeki protein üretim merkezi ribozoma, “şu şu şu amino asitleri içeren bir protein üret” (virusun başak proteini, enfeksiyona neden olmaz ama virusu temsil eder) şeklinde etki gösteren bir aşı ürettiler.

Kas hücrenizin ürettiği bu proteine karşı da hem hücresel (cellular-doğal bağışıklık hücreleri ve sitotoksik hücreler) hem de sıvısal (humoral-antikor) bağışıklığınız uyarılır.

Yukarıda yazdıklarımı elinizde bir sözlük olarak kullanabilir ve sosyal medyadaki “kafa karıştırıcılara” karşı kendinizi korumak için kullanabilirsiniz…

Ayrıca “hafif aşı-kuvvetli aşı” diye bilimsel bir kavram yoktur. Salgın etkenine karşı sizi koruyan bir aşı veya diğer tarafta da etkisi %51 olan ve Delta varyantına etkinliği bilinmeyen bir aşı adayı vardır.
Çünkü “salgını yaratan etkene karşı etkili aşı” şu anlama gelir:
Virusun başak (spike) proteini, virusun hücrelerimize tutunmasını sağlar. Eğer siz doğrudan bu başak proteinini hücrelerine ürettirir ve bu proteine karşı da antikor üretilmesini sağlarsanız, virusun enfeksiyon yapmasını da önlemiş olursunuz (nötralizasyon kavramı budur).

Bu noktada son olarak şunu da eklemek gerekir:
İki inaktive aşıdan sonra üçüncü inaktive aşıyı yaptırmak, yaptıran kişiyi bu “varyant pandemisi”nde yeniden riske atar. Neden diye soranlar, lütfen yazdıklarımızı baştan okusunlar…
Öğr. Gör. Dr. Vahide BAYRAKAL
Prof. Dr. A. Hüseyin BASKIN

Seval Teoman

Yazar - Haber Editörü

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: